tuncay's profileÖNCE TANI, SONRA YARGILA...PhotosBlogListsMore Tools Help

ÖNCE TANI, SONRA YARGILA...

tuncay bektaş

Occupation
Location
Interests
evli
There are no photo albums.

aşkın tarifi bu mudur?

Aşkın yumağı boğazımıza sarılıp, ipleri çözemez hale gelince anlarız ki; bizi asıl kör düğüm eden kaybetme duygusudur. Bu korku bir kez saplandımı insanın yüreğine; O en canavar, en yırtıcı haliyle göstermeye başlar kendini. Endişelerin, huysuzlukların, tedirginliklerin, insanın kendisiyle kavgasını zamanıdır şimdi. Sorular böcek gibi kemirir beyni ”ya ben…(?)”. kesin yanıtı yoktur hiç birinin yine de sorular arttıkça artar. Düşünmek…, uykusuz gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.

    Mantık tasını tarağını toplayıp ıssız bir adaya çekilmiştir artık. O’nun her davranışını, alınan her haberi yanlış değerlendirecektir. Geriye kalan tek süzgeç, Hasret süzgecinin sürecidir çünkü.

    Hasret tutkunun sonucu olmaktan çıkıp düşmanlığın nedeni haline gelir. Düşmanlıksa şiddeti körükler. Önce umarsız olmaya çalışır insan, içindeki ateşi bastırmaya çalışıp başka şeylerle ilgilenir. Ama bu bir bataklıktan çıkmaya çalışan kişinin hareket ettikçe bataklığa daha da gömülmesi gibidir. Yanlış yanlış üstüne eklenir. Değişmeye çalışmanın verdiği huzursuzluk, yürekte taşınan acıyla birleşir. Üstelik yapılan hatalar onu kaybedebilme ihtimalini daha da güçlendir.

    Dört yanı kapalı, kapısı penceresi olmayan bir odada hapsolmuş gibi hissederiz kendimizi. Kurtulamayacağımızı bilebile odanın duvarlarını döversiniz. Ne sesinizi duyan vardır, ne de mapusluğunuzu bilen.

    Hasrete nasıl teslim olduğumuzu hatırlamıyoruz bile. Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Kendime ya da sana zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp dururum.

    Çare, hasret mermisini yüreğimden çekip alacak bir doktorun ellerinde aslında. Doktorsa belki de yanı başımda… AŞKIM olan aşkta. Belki de çok klişe gelecek insana demek “aşk” oysa benim tabirimde hiç gördün mü Aşkı?:

 

    Aşk iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır…

Beklentidir.

 

    Aşk zaaflarımızın olduğunu ortaya çıkarır…

Kabullenmektir.

 

    Şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir…

Sabırdır.

 

    Saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir…

Keşiftir.

 

    Sevişelim demeden sevişmektir, yanındakinin ne istediğini bilmektir…

Anlayıştır.

 

    Bağlandığını sandığında, O’na yanıt hakkını vermektir…

İnceliktir.

     Korumak ve sorumluluktur. Ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir…

Mizahtır.

    Evdeki her şeyin yerinin değişmesini kabullenmektir…

Teslimiyettir.

    Saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır… aşk

Neşedir.

     Seni kucaklayan ellerin daha da, kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır…

Mutluluktur.

     Gecenin bir vaktinde: “Sen uyu benim gitmem gerek” dediğinde “uyanık kalıp seni biraz daha tercih ederim” yanıtını almaktır…

Sıcaklıktır.

    Tanıdığını sandığınız insanın yeni yanlarını keşfetmektir…

Tazeliktir.

    Aşk, uyandığınızda rüyada gördüğünüz kişiyi yanınızda bulmaktır…

Düşlerin gerçekleşmesidir.

    Aşk, kocaman bir yatağın üçte birine sığışmaktır…

Yakınlıktır.

    Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır…

Güvendir.

    Hoşça kal dedikten sonra tekrar karşılaşacağınızı bilmektir…

Derstir.

    Kısacası yaşamaktır.

 

 

ALLAH KAHRETSİN

ALLAH KAHRETSİN
 
çalınmış şiirlerim gibisin
isyanlarım bitmedi hala...

Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi
Kim ne derse desin
Tahammülüm kalmadı artık
Bıktım seni sensiz yaşamaktan
Nasılsa döneceğin yok senin
Çıldıracağım bu gidişle
Allah kahretsin!..
Dünya ateşler içinde
Savaşlar almış başını gidiyor
Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor
Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim
Umurunda mı senin?
Allah kahretsin!..
Hangi masaya otursam
Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda senin sevdiğin çiçekler
Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
Senin doğum günlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi peşimdesin
Allah kahretsin!..
İşte böyle bir sevda benimkisi
Bu zamanda, bu devirde
Haklısın adam olacağım yok benim
En güzeli artık son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
Ama içimde sen varsın
Ya sana birşey olursa
Allah kahretsin!..

Ahmet Selçuk ilkan

şeyh edebali'nin osman gazi'ye öğütleri

 ŞEYH EDEBALI’NIN OSMAN GAZİ’YE NASİHATI
OĞUL,
İnsan vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler !
Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir.
Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin
Ama ;
Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve benliğin bir olup aklını yener !
Daima sabırlı ol, sebatlı ve iradene sahip olasın
Çıktığın yolu taşıyacağın yükü iyi bil !
Her işin gereğini vaktinde yap!
 
Açık sözlü ol !  Her sözü üstüne alınma!
Gördüğünü görme, bildiğini bilme !
Sözünü unutma ! Sözü söz olsun diye söyleme !
Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir !
Sevdiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
 
Üç kişiye acı:
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Unutma ki :
Yüksekte yer tutanlar ,aşağıdakiler kadar emniyette değildir !
Ulularla düşmanlarını hor görme !
Düşmanını çoğaltma, düşmanlığın başını da sonunu da sen belirle !
Haklı olduğunda kavgadan korkma !
Bilesin ki : Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler !
 

şehit

 

 

 

 

 

Hrant DİNK' in ölümünden sonra yaşananların ardından,
VATAN' ı için (adını bile sonradan öğrendiğim)
DİYARBAKIR Lice'de şehit olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş. KadirAYDIN' a ithafen yazılmıştır.
Ruhun şad olsun.

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM

Ey koca dünya bende öldüm,
Belli ki hiçbirinizin haberi yok,
Hem de DİNK' ten sadece bir gün önce,
Ama sadece ne duydun, ne gördün, ne de umursadın...

Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya,
Halk'ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika'da kınamadı ölümümü,
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere...

Halbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi, "Kadir AYDIN"
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı,
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamım yüreğinden başka...

Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş,
Ve soldurdular beni Lice' de, hayatımın baharında,
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz mu?
Ama bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar...

Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm,
Ben Türk'tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse,
Bir kez bile manşet de olamadım ya o gül yüzümle gazetelerde,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM...

Akşemseddin’den öğütler

Akşemseddin’den öğütler

(Fatih Sultan Mehmet’in hocası)

 

 

·        Her işe besmele ile başla. Temiz ol, daim iyiliği adet edin, tembel olma. Namaza önem ver. Nimete şükür, belaya sabret.

 

·        Dünyanın mutluluğuna mağrur olma. Ömrün uzun olsun dersen, kimseye kızma, eziyet etme. Kimsenin nimetine haset etme. Senden üstün olan kimsenin önünden yürüme. Tırnağını asla dişinle kesme.

 

·        Çok uyumak kazancın azalmasına sebep olur.

 

·        Akıllı isen yalnız yolculuğa çıkma. Gece uyanık ol, seher vakti Kur’an-ı Kerim oku. Zikrin daima Hamd-i Hüda (Allahü tealaya hamd etmek) olsun. Hep cehennem azabından endişeli ol.

 

·        Hasedi terk et, kendini başkalarına medh etme.

 

·        Namahreme (harama) bakma, harama bakmak gaflet verir. Kimsenin kalbini kırma. Düşen şeyi alıp (temizleyerek) yersen fakirlikten kurtulursun.

 

·        Edepli, mütevazi ve cömert ol. Cünüp kimse ile yemek yeme gam verir.

 

·        Yalnız bir evde yatmaktan sakın. Çıplak yatmak fakirliğe sebep olur.

 

 

 

sen bilsen yeter

Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...

 

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.